Sevin Çünkü Üzülüyorsun

Güncelleme tarihi: 20 Kas

Yazar: Tarık Tufan

Kitap: Düşerken

Sayfa Sayısı: 299

Yayınevi: Profil Kitap


***


İçinde anne olan öyküler beni yaralar hep. Kutsal varlıklar çünkü. Yaratıcı onlara merhametinden bir katre vermiş ki bu dahi annelerin ayaklarını öpmek için kafi. Cennet annelerin ayakları altındadır, kadınların değil.


Hayata merhametten mülhem rahme düşerek başlıyoruz. Yazar bunu tersine çeviriyor ve doğduğumuz andan itibaren çürümeye başladığımızı söylüyor. Ağır. Pek ağır söz. İnsanın canını sıkan bu sözü etmek için kişinin pek can yakıcı badireler yaşamış olması gerek. Yaşamış olsa dahi böyle der mi peki insan? Demeli mi? En çok çileyi peygamberler çekmiş. Hem de omuzlarında ulvi bir sorumluluk varken. Tebliğ ile yüklüyken canlarıyla, itibarlarıyla, eşleriyle, çocuklarıyla, mallarıyla sınanmışlar. Ashabın çekmediği çile kalmamış. Onların izinden giden ulemanın da keza. Anlatsak sayfalar almaz, ciltlere sığmaz. Anlatmışlar ve sığmamış. Peki hiçbiri çürüyoruz demiş mi? Yoksa düştüğü yerden kalkmış mı? Biliyoruz hepimiz. Düştükleri yerde kalmamışlar, kalkmışlar. Şimdi diyeceğiz ki onlarla biz bir miyiz? Bir olmayacaksak işimiz ne. Bir olmak adına çabalamayacaksak bu dünyada işimiz ne! Kitaptaysa düşüp kalan birinin hikayesi var; hatta bununla yetinmeyen, sürekli düşen birinin hikayesi. Ne kadar düşüleceğini görmek için kendisinde tarifi zor bir merak barındıran birinin hikayesi... Sever misin söver misin?


Ben başta sövdüm. Olamaz bu kadarı dedim. Ne olursa olsun insan böyle yaşayamaz. Hiç mi onur hiç mi gurur yok? Duyunca ukalaca gelen "ben çok şeyler yaşadım" sözleri, tavrı sövmeme sebep oldu. Sahi bunun kaynağı nedir? Bence arabesk hayatlar. Elbet kimileri başkasının aklına dahi gelmeyecek nitelikte feci hayatlar yaşayabilir. Fakat bu kimseler bunu gurur kaynağıymış gibi sunar mı? Sunmalı mı? Kitapta bu var ya da yok tam olarak söylenemez belki ama kesin olan şu ki umursamazlık hakim duygu. Çok sevilen birisi mi öldü, kadın kocasını mı aldattı, çocuk üçüncü kattan mı düştü, herif eve sarhoş gelip ortalığı mı dağıttı... Bunun gibi acı dolu her şey ama her şey son derece sıradan bir işmiş gibi ağızdan çıkıyor. Bunu karakterler de söylüyor zaten; merhaba der gibi senden ayrılıyorum deniyor söz gelimi, pazara gider gibi ev terk ediliyor. Bunun adı yabancılaşma yahut başka bir durum. Bilmiyorum. Kimsenin de bilmek de isteyeceğini sanmıyorum. Sebebine modern çağ denebilir. Yanlış da olmaz.


Sözün özü, üzülmek acımayı, acımak merhameti, merhamet sevgiyi getirir. Ve arkadaşlar, bu çağ üzücü. Kahredici. Söylediğim gibi ben başta sövdüm ama sonra üzüldüm. Üzüldüm ve acıdım o sövdüklerime, ellerimi omuzlarına koymak istedim. Çünkü acı hayatta hep olacak ve fakat umursamazlık bizlik değil. Uzak olsun.


Üzülüyoruz, sevinelim.

34 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Söylenmeye varmadan, hiç oldu giderken sinemde öksüz bıraktığın çağın sinsiliğinden sakladığım sözler. Kelime vesilesi, işlenen şiir değil cinayetti bu kısası vuslat olan yüreğimi korlara atıp, atıp d

İnsanoğlunun tüm yapıp etmelerini kuşatıcı bir şey varsa bu ahlaktan başka bir şey olmasa gerektir. Zira iyi ve kötü sarkacına denk düşmesi muhtemel ne varsa bu “ahlak”ın da meselesi olarak tezahür ed

Mayhoş hisler eşliğinde, Ne olduğumu bilmeden, Bilmeden vaziyetimi, Bulduğum ne bilmeden, Bir şey seçtim. Her an bir seçenek daha, Sunuldukça açılan yol kesbetmeye, Yakına yakına, yakınına, Görmeden