Sekiz Küçük Tekerlek

Güncelleme tarihi: 20 Kas

1. Seni bahseder bir şeyi kanayan, Bazı izleri iki kez gizledin, Seni farkeder bir şeyi kanayan, Yoksul bir üzüntüyü temizledin. Hüzün sadece yaprakta mı kopan? Savrulur yaprak ileri geriye, İçinde bir rüzgar yahut dalgadan, Ortadan, sondan, baştan da beriye, Asfalt zemin ve buz pistinden öte, Biri her gün ki baygınlığı kıran, Bir de hayasız öteki kelime. 2. Bir güz seziyordun sana koynunda belirmiş, Bir güz ki bahardan bile çok sırra erişmiş, Bir güz seviyordun sana yatkın ve atılgan, Bundan seni yalnızlığa gölgende devirmiş. 3. Düşlediğim olur ara sıra, Olur ki ayaküstü bir zaman, Tekrar karşılaşırsak onunla, Yer yüzü buna kulak kesilir. O zaman kalbim yükseğe mi çıkar, Yoksa feraset bizi görmezden mi gelir? Düşlediğim olur,

Ara sıra toplantılarda. Tekrar karşıtlaşırsak, Çok gizli bir direnişte, Kavgamın ortasında, Yer yüzü bulanıktır, Azı dişleri şakakta; Direnişte, Artık dirilmek hazırlanır, Direnişte, Çünkü tek sevgi hatırlanır. Teskin yağmurların yıkandığı, Taviz tutmaz bilenişte... Düşlediğim olur, Düşmemek için ona, Elinden geleni yaptın, Bir kuşatma karşısında, En atılgan sır geceleri, Bulunur mu yanında, Varken yakın gösteren, Bir benzerlik kanında, Yüksekçe bir görüşte, Ufak sevgi ânında, Varken yakın gösteren, Bulunur mu yanında... Sabah doğduğunda, Üstünkörü uyanıklık, Alelade sevinç, Uzay çağı dertleri, Bin dokuz yüzler hiç, Vebalsiz mi zeval, Leylime bulanık gıda boyası, Çabası her geçen gün, Pek tabi var cabası, Dövülmüş savunma sözlerim, Unutulmuş gerçekler, Ve çelim; Oysa bir gün, Her şeyi hatırlarız... 4. Öyleyse azgın düşman birlikleri, Sıradanlık için uyum süreci, Ve tiyatral tavırlı kafa tası, Öyleyse artık sen ayağa kalktın, Ve o bakışlar bunu yadırgadı, Güneşte gölgelendi heyecanın, Omzunu, o omuzlar omuzladı. O omuzlar seni bir omuzladı, Sen artık felaketlere düşmedin, O omuzlar seni bir omuzladı, Saflar sıklaştı, sükunetse derin. Dosdoğru istikamette trenin, Belki de en arkasındaydı yerin, Sana kendinden akıttı hürriyet, Özendi tavrı, kalbinde bezendi, O gözlerin senin hep bu yüzdendi. İşte bu yüzden gözlerin o senin, Uzaklar deyince kendinden emin. İşte bu yüzden gözlerin o senin, O sağır uykusu kuş seslerinin. 5. Bu mısralar şimdi değil, Gece yakınımdaydı elbet, Sabahtadır sıra, Ama bir mısra bilirim: Cebindeki kağıtlar, aynı değil onunla... -Ya da- Cebindeki kanıtlar aynı değil, onun da... 6. Cebindeki kanıtlar aynı değil, Ortada... Fakat şimdi büyük yük, Hangimizin omzunda? Cebindeki kanıt da aynı değil, Hokka da... İşte şimdi bilendin, Sözlerini yakala... 7. Sende açan samim ses, Elbet Sana râcidir. Göğsümüzde durmayan, Pervâ değil tavizdir. Şartlar o ki, kelepçe, Hazır tutsak kaygusuz. Bari birkaç dilekçe, Meşhur uyku uykusuz. Yani herkes boğuldu, Yani dünya karardı. Susayıştır göğsümüz, Yalnız Sende sulandı. 8. Haydi hayret edelim, Çiçekleri kanatan yalnızca bunlar mı, Sesimizin yankısı hani, Sünnet ehli ulemanın verdiği mücadelede. Çiçekleri kanatan yalnızca bunlar mı, Dışarda güncel ve popülist müdrikeler, Payandası İngiliz vahhabiler içerde. Seni idrak edemez gözlerimiz, Taşıyamaz Seni hiçbir taht. Seni idrak edemez gökyüzü, Sen Halıksın, arş mahlukat... Haydi hayret edelim,

Anlamak için tanı. Ey bu dünyanın yepyeni insanlığı, Anlamak için ruhsuz deneylerle, Geceyi, ölümden sonrayı ve ağrıyı. Sen unuttun akşam ki kamaşmayı, Unuttun karanlıkta yapayalnız lambayı. Baygın ve otomatik efkar tabanında, Kımıldayan zaman ve toprağı. Hayret buyrunuz naçizane paya, Bize yaren olan bizimle ayendedir; Oturaksız bilenişle yeni yetme çapı, Kendini araya sıkıştırmaz korkma, Varlığı umulur zulmün aleyhinedir, Bir küskünlük halinde yaşıyor bile olsa. İnsan yaşıyorsa ve hele ki yaşamıyorsa, Alnında ki sarkan koyu buhrana mukabil, Bir öğreti lazım ona bir mürşid-i kamil, Menzil-i aşk içre olanda, Bakması ibret, susması efkar, Anması dil. Söylendi hâsılı söyleneceklerin, Kalpte ancak tek şey kalmalı: Bir isim... Ey zeminde ter yutan, Ey zeminde yer tutan, Sır tutabilir misin?


Hâfî

60 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Söylenmeye varmadan, hiç oldu giderken sinemde öksüz bıraktığın çağın sinsiliğinden sakladığım sözler. Kelime vesilesi, işlenen şiir değil cinayetti bu kısası vuslat olan yüreğimi korlara atıp, atıp d

Mayhoş hisler eşliğinde, Ne olduğumu bilmeden, Bilmeden vaziyetimi, Bulduğum ne bilmeden, Bir şey seçtim. Her an bir seçenek daha, Sunuldukça açılan yol kesbetmeye, Yakına yakına, yakınına, Görmeden

Ab-ı çeşm aktı bin ahla bir katre sanıldı Asi dilde suskun bir söz ettim bin sanıldı Ahir bilmez çok gördü de teni şah sanıldı Ateşi kibrit ve odundan ötür sanıldı Ahenk yabancı nigâr yabancı ten yaba