Machiavelli’nin Hükümdar Tasavvuru

Güncelleme tarihi: 20 Kas

Sahip olunabilirliğin zirvesi hükümdardır. Hükümdar, tahtı altında koca bir maiyet, ordu, halk bulunan devletin en büyük yöneticisidir. Halk (avam) feda edilebilir yığınları ifade eder. Tarih boyunca devlet idare etmekle ilgili yüzlerce tasavvur, teori ve çalışma ortaya atılmıştır. Devlet gibi bakmak başka halk gibi bakmak bambaşkadır. Hükmetmek tarih boyunca insanlığın her asırda ihtiyaç duyduğu önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Hükmetmek, ciddi bir güç gerektirmektedir. Bu bağlamda liderlerin kötü olanları geride bırakabilmek ve nesilleri geleceğe taşıyabilmek için kişilik özelliklerinin yanında bilgi ve birikime de ihtiyaçları olmaktadır. Hükmetmek işi ulaşılması mümkün olmayan çok zor bir hedef olarak düşünülse de doğuştan gelen bir yetenek değildir. ‘’Hükümdarlık aslında karşılaştığı olayları analiz ederek birkaç adım sonrasını hesaplayan ve süreci bu doğrultuda yönetebilme gücünü gösteren kişiler için mümkündür.’’ Hükümdar tasavvurlarından en ilginci 16. yüzyılda Rönesans dönemi düşünürlerinden Niccolo Machiavelli’ye ait olandır. Hükümdar kitabının sahibi bu İtalyan sahadaki en aktif düşünülerdendir. Hükümdar kitabı savaşın, iktidar mücadelesinin, yoksulluk ve kaosun hâkim olduğu böyle bir ortamda birliği ve düzeni yeniden sağlamak amacıyla yazılmış ve bu doğrultuda makyavelist felsefeyi doğurmuştur. Machiavelli’nin ilk ve en büyük amacı İtalyan birliğinin sağlanmasıydı. Machiavelli, ülkelerin kurtuluşunun güce dayanan ulusal devlette olduğuna inanan, ulusal devlet ya da ulus-devlet düşüncesinin ilk temsilcisidir. Machiavelli insan tabiatı, mizacı ve zaafları üzerinde de araştırmalar yapmıştır. Hükümdarda insanların (avam) davranış, düşünce, zaaf ve tabiatlarına atıfta bulunarak yöneticiye nasihat vermektedir. Şurası kesin ve değişmez bir kuraldır ki hükümdar en iyi şekilde yönetebilmek için yönetimi altındakilerin davranışlarını bilmek onların psikolojisini anlamak durumundadır. Machiavelli göre avam saf ve zayıftır. Önemli olan, erki, bu sâfiyet ve zayıflığı bilerek kullanmasıdır. Hükümdar adeta kuzu postu giymiş kurt gibi olmalıdır. Herkes onun kuzu olduğunu bilmeli fakat pek azı onun aslında kurt olduğunu fark etmelidir. Bunu fark eden azınlık ise basiret sahibi insanlardır. Machiavelli’ye göre hükümdar acımasız değil merhametli olarak anılması gerekir bunun için de kötülükleri bir anda hissettirmeden, iyilikleri ise yavaş yavaş hissettirerek yapmalıdır. Hükümdar kendisine gösterilen korku ve sevgi arasında itidâli korumalıdır. Machiavelli’ye göre hükümdarın kurnazlığını maskelemesi gerekir. Büyük Frederik ise Machiavelli’nin bu görüşüne karşı olarak Antimakyavel’inde Hükümdarın hile ve kurnazlığı bilmesi gerektiğini ancak bunun başkalarına hile yapmak için değil başkaları tarafından kandırılmamak için olması gerektiğini söylemektedir. Hükümdar sadece gözleriyle yargılayan bir halkla karşı karşıyadır. Onun için hükümdar gerektiği durumlarda ahlak dışı yollara da başvurmalıdır ancak bunu iyi gizlemek şartıyla. Machiavelli insanların tabiatının değişken olduğu ve onları bir konuda iknâ etmenin kolay olduğunu ancak sürekliliği sağlamanın zor olduğunu belirterek hükümdarın insanları iknâ edemediği zaman onları (aldatma ile de olsa) zorla inandırabilmesi gerektiğini söyler. Machiavelli Hükümdar’da kiliseye karşıdır ve laik bir devleti savunur ancak dinin bütünleştirici vasfının kullanılması gerektiğini ifade eder. Hükümdarın dindar olsun veya olmasın son derece dindar görünmesini gerektiğini vurgular. Hükümdar zaman zaman dini ahlâkın dışına çıkmalıdır ve gerektiğinde dini devlete âlet etmelidir. Amaçlarını gizlemek için din kisvesini kullanabilir. Yaptığı fiilleri sözleriyle örtbas edip insanları kandırabilir. Machiavelli hükümdarın bir yeri işgal ettiğinde, insanların ya elde edilmesi ya da onların kökünün kazınması gerektiğini söyler ve buna ek olarak Türkleri gösterir. Türkler evin kullarıdır ve padişaha bağlıdır bundan dolayı onları ayartmak zordur. Burada iç karışık yerine kendi gücüne güvenmelidir. Eğer Türkler yenilir ve bozguna uğratılırsa halk üzerinde sözü geçen hükümdar soyunu ortadan kaldırdıktan sonra korkulacak bir şeyin kalmadığını söyler. Machiavelli’nin nispeten üzerinde durulması gereken, dikkate alamaya değer fikirleri vardır. İslam’la müşerref olmuş biz Müslüman Türklerin yer, zaman, mekân üçgeninde pek çok başarılı hükümdar profili olmuştur. Hükümdarın karakterinden yönetim şekline, olaylara bakış açsından, hükümleri icrasına kadar pek çok unsur ve pek çok değişkenin belirlemesiyle farklılık göstermiştir. Adalet ve hakkaniyet ile değerlendirdiğinde hükümdarın zâtının değil davranışlarının, fiillerinin tenkit edilebilir olması gerekir. Devletin iyi, güçlü, fazİletli ve adâletli olması demek o devletin içerisinde yaşayan yöneten ve yönetilen kesimin keyfiyetinin iyi olması demektir. Bu keyfiyetin zirvede olabilmesi için Machiavelli’nin çıkarcı, -değerlerin çiğnenmesi adına her yolu mübah gören anlayışı- yerine adâlet merkezli antimakyavelist bir yönetim anlayışı gerekir. Bu yönetim anlayışını geçmiş asırların tecrübesi ile güzelce analiz ederek genel çerçevesi ile ifade eden Tâlikizâ’denin öne çıkardığı hasletleri şu şekilde ifâde edebiliriz; İslâm'a mensubiyet ve bağlılık, kutsal şehirler olan Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'nin hizmetçisi, bekçisi ve koruyucusu olmak, devlette süreklilik (eskiden saltanatla sağlanıyordu), hem karaya hem de denize hâkim olmak, devamlı orduya sahip olmak, coğrafi genişlik, ülkenin mâmur, halkının zengin olması, ülkede farklı ırk ve dinlerin bir arada barış içinde yaşamasını sağlamak, her bir hükümdar'ın cesaret ve girişim sahibi olması, şiir yazma kuvveti, dışarıdan yardım almayıp dışarıya da muhtaç olmamak, ülkenin adâlet ve güvenlik içerisinde olmasını sağlamak, sağlıklı olmak, seçkin bir soya mensup olmak (Hz. Nuh'un oğlu Yafes (Abulca Han)’a kadar giden mensubiyet), hukuka (şer-i şerife) uygun davranmak; ilmi yaymak, alimlere hürmet göstermek, iyi bir eğitim ve terbiyeye sahip olmak, zengin ve güçlü bir hâzineye sahip olmak, ülkenin en ücra köşesinde bile olsa kânunları uygulama gücüne sahip olmak, özel mülkiyete saygı…



Ömer Talha Kavas

 

Kaynakça Niccola, Machiavelli, Hükümdar, Haz:G. Demircioğlu,A. Çavdar, Dergâh Yayınları, Ocak 2008 Büyük Frederik, Anti-makyavel, Yay: Voltaire, Yeditepe Yayınları, Ekim 2016 Kılıç Özkaynar, Gülnar, ‘’Tarihte Öne Çıkan Türk Lider Örnekleri Üzerine Bir İnceleme’, Ekonomi, İşletme ve Yönetim Dergisi, C: 1, S: 1 Fazlıoğlu, İhsan, Akıllı Türk Makul Tarih, Ketebe yayınları, Temmuz 2020

20 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yazar: Muhammed Emin Er Kitap: Hatıralarım Sayfa Sayısı: 368 Yayınevi: MGV Yayınları *** "Yalnız şu iki kimseye gıbta edilir: Allah'ın kendisine ihsân ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse;

Yazar: Ömer Faruk Dönmez Kitap: Bir Yobazın Günlüğü Sayfa Sayısı: 339 Yayınevi: İz Yayıncılık *** Ömer Faruk Dönmez'den kendini okutan, merakta bırakan, hak olanı haykırmak için çabalayan sohbet tadı

Yazar: Mehmed Kırkıncı Kitap: Kader Nedir? Sayfa Sayısı: 159 Yayınevi: Zafer Yayınları *** Nur pınarından süzülmüş bir nur damlası. İman esasları arasında –tabiri caizse- giriftli haliyle duran yıkıl