Münacaat

Mayhoş hisler eşliğinde, Ne olduğumu bilmeden, Bilmeden vaziyetimi, Bulduğum ne bilmeden, Bir şey seçtim. Her an bir seçenek daha, Sunuldukça açılan yol kesbetmeye, Yakına yakına, yakınına, Görmeden mi geçtim? Bir ses duysaydım ne olurdu böyle anlarda, Koşsaydı göğüs merhamet kafesini tutmaya, Bir renk görseydim eğer tam o sırada, Gösterilen ne çok şey var, -Mı diyecektim? Yoksa yere yığılmak mı nasip olurdu; Rabb'imle konuşmak için, Tırmandığım tepenin adı kalp... O sarsılmaz irade beni tam on ikiden vurdu, Kaç inilti oldu söylüyorum, Nedamet perva ile perçin, Bir yerlerim harp. Belki de şiir daha bitmemiştir, Nasıl bitsin? Biz akıl dedikçe birileri, Onu peynir ekmekle yemiştir. Bilmiyorum, Belki son on nefes henüz gelmemiştir. İki yudum baksan gözlerime, Ey benim en kıymetli hayalim, Kollarına alırsan bir gün, Bırakma beni. Neticede, ben seni koynumda sakınmışım, Sen de beni... Biter mi hiç düş bitmedikçe, Biter mi şiir? Bitmemiş belli... Ey bizi çağırma lütfunda bulunan, Şânı emsalsiz sevgili, Senden özge âh olur mu? Olmaz olsun... Uzanır a'mak ve düş, Uzanır inceldikçe âfak. Bir lutf-u şuur olsa gerek, Dost uğruna, Hürriyeti kafeste saymak...


Hâfî

12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Söylenmeye varmadan, hiç oldu giderken sinemde öksüz bıraktığın çağın sinsiliğinden sakladığım sözler. Kelime vesilesi, işlenen şiir değil cinayetti bu kısası vuslat olan yüreğimi korlara atıp, atıp d

Ab-ı çeşm aktı bin ahla bir katre sanıldı Asi dilde suskun bir söz ettim bin sanıldı Ahir bilmez çok gördü de teni şah sanıldı Ateşi kibrit ve odundan ötür sanıldı Ahenk yabancı nigâr yabancı ten yaba

Uyurken zamanın içinde kıvrılarak, Kutlamalar yaklaştı karşıdan, Elimiz uzanmıyor şimdilik, Ama sessiz de sayılmam. Çelenkler sirenle buluşunca, Çiçeklerle ne gizlenir, Ne saklanır aklımızın ucunda, A