• oldi

Kim Şehit Kim Gazi

Gazi demeyi savaştan sağ dönmek, Şehit olmayı da savaşta ölmek olarak anlatırsanız bu millete, bu vatana hiçbir şey veremez; aksine bu milletin, bu vatanın asliyetinden bir şeylerin koparılmasına yardım etmiş olursunuz. Ne demek vatandan bir şeyler koparmak? Zahirde, Misak-ı Millî haritası ile Türkiye Cumhuriyeti haritasını karşılaştırdığınızda gözle görülen bir şeydir bu. Vatan, bir milletin zahiri haritası ise dil, o milletin batıni haritasıdır. Dilde gerçekleşen her bozulma batıni haritamızdaki kopmalara neden olacaktır. Manadaki her bozuluş, her yok ediş, her kopuş zahirdeki kopmaları da kolaylaştıracaktır. Türkçe, Türk'ün yitik malı haline getirildi. Dilini, manasını yitirmiş her millet, önce millet olma vasıflarını sonra da millet olmaklığını yitirecektir. Tarihin tozlu sayfalarına karışan her dil beraberinde mensup olduğu milleti de götürmüştür. Tarihte hiçbir millet, hayatta kalarak dilini değiştiremez. Eceli gerçekleşmiş, unutulmuş bir çok millet de ortaya çıkarılan tabletler, yazmalar sayesinde gün yüzüne çıkarılmıştır. Dil ve millet arasındaki bağ, sonradan kazanılmış bir ünsiyet değildir. Yani biz önce bir millet kuralım sonra o millet için keyfi bir dil seçelim diyemezsiniz. Dil-millet ilişkisinden sonra dil-din ilişkisine de dikkat çekmek gerekiyor. İskandinav ülkeleri namı diğer Vikingler 11. asırda Hristiyan olmadan önce Runik yazısı kullanırken, Hristiyan (yoğunlukla protestan, katolik) olup 12. yüzyıl sonlarında Latin yazısını kullanmaya başladılar. Dilleri de Norsça iken sonrasında mensup oldukları ülke isimleriyle(İsveççe, Norveççe...) anılmaya başlandı. Vikingler önce dinlerinden kopmuş, sonra dillerinden kopmuş. Bugün artık Vikingler yok; İrlandalılar, Norveçliler, İsveçler... var. Bugün Norsça yok İsveçce, Norveççe var. Hiçbir dinden bağımsız dil de millet de yoktur. Vikingler'den geriye İrlanda milleti, İsveç milleti kaldı derseniz kendinizi kandırmış olursunuz. Viking milletinin varolduğu topraklarda önce Hıristiyan milleti, sonra İngiliz-Amerikan milleti peydah oldu. Bunun en güzel delili İngiliz-Amerikan milletinin yerleştiği yerlerde vatandaşlığın tarihle, dinle, dille değil parayla alınabilir oluşudur. Acaba Vikingleri Hristiyan yapan misyonerler Protestan-Katolik değilde Vatikan'ın lâik (kilise dışılık) ilân ettiği Ortodokslardan olsaydı, Latin alfabesine geçerler miydi? Bu soruya net bir cevap verememekle birlikte Ortodoksların ekseriyetle (Rusya, Yunanistan, Ukrayna, Bulgaristan, Sırbistan, Etiyopya...) Latin alfabesi kullanmadığı, kullananların Avrupa'ya yakın Slavlar olduğunu belirtmek gerekir. Ortodokslar, dillerini kaybetmemiş olmalarını, belki de kilise tarafından lâik ilan edilmelerine yani dışlanmalarına borçludur. Özetle; millet olabilmek, millet kalabilmek yahut bir millet inşa edebilmek için din-dil-millet uyumu olmak zorundadır. Meselâ Hıristiyan sömürgesi olup da Latin alfabesi kullanmayan ülke bulamazsınız. Sömürge olmadan Latin alfabesi kullanan bir Budist ülke de bulamazsanız. İslâmın kılıcı olarak tarihte nam salıp, Batı tahakkümü altına girmeden ve Hristiyan olmadan Hıristiyan yazısına geçen Türklerden başka bir millet hiç bulamazsınız. Bu şartlar altında bu malzemeden bir milleti ancak kağıt üstünde var edebilirsiniz. Bir Amerikalıya " Show me Turk" derseniz size göstereceği şey hayal ettiğiniz gibi gür bıyıklı, kılıçlı, at sırtında bir savaşçı değil muhtemelen bir hindi fotoğrafı olurdu. Bu bize ne kadar tuhaf geliyorsa, Hindistan deyince aklımıza Hindi gelmeyip üstüne inek gelmesi bir o kadar tuhaf bir hadisedir. Türkçeye yapılan ihanetin bedelini ödüyoruz ve ödemeye devam edeceğiz. Daha acısı neyin bedelini ödüyor olduğumuzun hatta bir bedel ödüyor oluşumuzun bile farkında olmadan. Bu topraklarda yaşayıp kendini Türk olarak tanımlayan insanlar sahip çıkmaları gereken emaneti inkâr ettikçe, amanet diye yüklendikleri kazıkları sırtından atmadıkça şahit olduklarından ve olacaklarından acı duymaya devam edecekler. "Acıklı başta akıl olmaz." demiş atalarımız. Acılarını dindirmek için soyunu Moğolistan steplerine dayandıranlar, Türkler için hazırlanmış en güzel dolmayı yutmuşlar demektir. Bir çoğu tamahkâr tarihçilerin hazırladıkları dolmayı ağzına atıp, 'çok güzel bu!' diyerek sizi iştahlandırıyor olabilir. Onların kim oldukları, kim olmak istedikleri ve kim olmak istemedikleri, Ömer Seyfettin'in Piç hikayesinde mevcut. Şayet bu dolmaları yutarsanız, 'Turkey'i hindi sananları, Türkiye'nin dolmaları yutmuş, etine doymuş bir hindi olmadığına inandıramazsınız. Olgun VERİM

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Birçok mezarlığı ziyaret etmiş birisi olarak refikamın vatan-ı aslîsinin mezarlığı gibi ilgimi çekeni olmadı. Belki Anadolu'nun bir çok köyünde buna şahit olan vardır, belki de bozkıra hastır bilemiyo

Bugün sizinle duygularını içinde yaşayan insanlar ile dışa vuran insanlarda bulunması ihtimal durumlar üzerinde konuşacağız. Bu ikili tasnif, dışadönük veya içedönük kategorilerin her ikisinin içinde

Şehitlik ve Gazilik bu topraklarda alınabilen en şerefli sıfatlardır. Allah'ın(cc) takdir ve övgüsüne mazhar olan bu sıfatların içini, Peygamber Efendimiz (Gazâvatname) ve sahabeler hayatlarıyla dold