İnsan Olamayışın Istırabı -7-

İnsan hatırlayandır. Hatırlamaları dolayısıyla kendiliğini bilir ve bulur. Hafızanın olmadığı bir dünya, insanın da giderek kendinden uzaklaştığı bir dünyadır. Diğer yanıyla insanın kemale seyrindeki hassas nokta neyi hatırlayıp neyi unuttuğuna dair kendindeki tasavvurudur. Hatırlanması gerekenler unutulmaya terk edilirse hatırlama insanı kemale değil zevale savurur. Hayır ve şer ikiliği kendini, hatırlamada da gösterir. Hatıralar insanı davet eder. Bir davetin söz konusu olmadığı yerde icabetler askıda kalır. Modernlik kendini, unutma üzerine inşa etmiştir. İnsanın unutması, unutuşunu yenilemesi ve yinelemesi dolayısıyla çark döner. Modernliğin yol verdiği ve insan irtibatlarını pespaye kılan piyasanın sağlığını muhafaza etmesi de karnını pek tutması da insan fertlerinin unutmalarına merbuttur. Bu rabıta zayıflatılır da insan kendini raptetmesi gereken yerden başkaca yerlere yol alırsa düzen bozulur.


Rabıtanın ucunun ölüme çıkması, rabıta-i mevte kalbolması modernliğin yok oluşudur. Ölüm kadar insana neyi hatırlaması ve neyi unutması gerektiğini ihsas eden başka bir şey yoktur. Çünkü ölüm yokluğun soğuk bir şekilde dışavurumudur. Var olduğu iddiasında olan insanın şah damarından yakalanmasıdır ölüm. Tüm gerçekliklerin, gerçek makyajı yapılmış sahte balonların patlayışıdır. Balon patlar, parti sona erer. İnsan neredeyim sorusuyla partiyi terk eder. İşitmenin ve itaat etmenin engelcisi tüm şarkılar sona erer. Hakiki bir şekilde işitmek ve itaat etmek mevzubahistir artık. İşitmek için diğer yandan kulak kesilmek gerekir. Dikkatimizi Allah’ın mahlukatı yoluyla bize ulaştırdığı sesine vermediğimiz müddetçe itaat edemeyeceğizdir. Bu dikkate varmak için de parti terk edilmelidir. Partinin bir maskeli balo olduğu, maskeli balonun ise bir balo olmaktan çok gerçeklik dünyası yerine geçen bir sahteliklerden ibaret olduğu bir dünyayı terk etmeden ne insanın yüzüne ne de sözüne itimat edilebilir.


Şarkı sesleri insanın sesini, maskelerin sürekliliği yüzünü örter. Küfr örtmek demektir. Kafirliğin mukaddimesi Allah ve Rasul fikrinin üzerinin örtülmesiyledir. Küfr insanın kalbini kararttığı gibi yüzünü de kara kılar. Esasen insanın yüzü şereflidir. Yüzünün aklığı ya da karalığı dolayısıyla kendisine kıymet biçilir. Ne akın ne de karanın ayrıştırılamadığı ortam hakikatin mesele edilmediği ortamdır. Hakikat nerede mesele edilmezse orada meseleler insanları uyutma üzerine bina edilmiştir. Yarım doğru yarım yanlış değildir. Yarım yanlış tam yanlıştan da tehlikelidir. Doğruluğun akamete uğradığı, bölünme geçirdiği yerde yanlışlık hükümferma olmuştur artık. Yanlışla iltisaklı olan şeylerin doğruluğu şüphelidir. Şüphe imanı götürür, yakin yolu şüpheden geçse de şüphe ile geçmez. Sıhhat sabit kadem olmaklıkdadır. Ayakları yere sağlam basmayanın gökyüzünü tasviri anlamsızdır. Yer-siz olanın yurdu hiçlikle örülü bir girdaptır.


İnsanın kendi içine dönüşüyle kendi içine düşüşü zıt istikamette şeylerdir. Birinde dönülen yerin yurt oluşu söz konusu iken diğer yanda dönüş düşüşe kalbolmuş, yolun sonu yok oluşa raptolmuştur. İrtibat ölümle olursa rabıta kıymet kazanır. Rabıtaları dünya olanların ölümleriyle dünya başlarına yıkılır. İnsanın hatırlaması ölümü anlamasıyla sonuçlanınca hatıralar ebedi dünyaya çıkar. İşin ucunun ebediliğe çıkmadığı yer “vâ esefâ” çığlıklarının atıldığı yerdir. İnsana yaraşan çığlık değil sayhadır. Sayhada ruh özgürlüğünü -istemeden- ilan, çığlıkda ise insanın son pişmanlığı ‘dil’e getirilir. Ne var ki büyükler şöyle de demiştir: Son pişmanlık fayda etmez. Son pişmanlığın fayda etmediğinin farkına varanlar insan olmayı mesele edinenlerdir. İnsan olmak, hatırlamanın verdiği ıstırabı unutkanlığın hazzına yeğlemektir. Istırap duyan yoldadır, hazza boğulan yoldan çıkmıştır.

FATİH TEKİN

5 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İlim, İslam düşüncesinde anlamlandırıldığı haliyle bir şeyin hakikatini bilmekten ibarettir. Bir şeyin hakikati ile o şeyin bulunduğu zaman ve mekan sarmalındaki "gerçekliği" aynı şey değildir. Vâkıal

İnsanoğlunun tüm yapıp etmelerini kuşatıcı bir şey varsa bu ahlaktan başka bir şey olmasa gerektir. Zira iyi ve kötü sarkacına denk düşmesi muhtemel ne varsa bu “ahlak”ın da meselesi olarak tezahür ed

Hazreti Ali’nin “ İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı” sözü bugünün dünyasında verilerin insanların zihinlerine boca edildiği bir vasatta, üzerinde hayli durulması gereken bir sözdür. Zira pek