Günden Kalanlar: Bekleyiş

Güncelleme tarihi: 20 Kas

26.07.2022


İnsan sahip olmak istediklerine ulaşabilmek için bir yol haritasına ihtiyaç duyar. Bu yolda onu üç şey bekler. Zaman, mekân ve şartlar… Bu üçü arasında bir kesişim noktası arar. Bulduğu takdirde mesele kalmaz. İstediklerini elde eder. Ancak yakalayamaz ise beklemek kaçınılmaz olarak kendini dayatır. İnsan bu noktada neyi bekleyecektir peki? Sahip olmak, erişmek ya da kavuşmak istediklerine kendisini götürecek şartların hazır olmasını… Bekleyiş, zaman ve mekân arasında deveran eder ve şartların oluşmasıyla neticelenir. Bekleyişe maruz kalanlar, bekleme eylemine şiirler, öyküler ve aforizmalar yazmaya başlar. Bekleyerek elde ettikleri olgunluğu beklenilenden ayrı bağlamda ele alır ve yeni bir dünya kurarlar. Beklemek aynı zamanda onları terbiye eder. En bilindik örnek ise Mecnun’un Leyla’dan soyutlanarak girdiği anlam dünyasıdır. Beklemeye tahammülü olmayanlar ise zaman, mekân ve şartları zorlamanın, dönüştürmenin yollarını ararlar. Fakat çoğunlukla bunu beceremedikleri için meseleyi içinden çıkılmaz bir hale getirir ve beklediği şeyin efendisi olma yoluna giderler. Ancak bu durum acizliklerini derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. Bu yüzden de beklemek, beklediğimizi elde etmeye gücümüzün yetmediği durumlarda açığa çıkan bir çaresizliktir.


30.07.2022


Yapıp etmelerimizin bir anlamı olmalı. Buna çaresizliklerimiz de dâhil. Bekleyişi bir çaresizlik olarak ele aldığımda, beklediğim şeyin hayatımın merkezini işgal etmesi gerektiği gerçeğiyle yüzleşiyorum. Bir şeyi bekleyeceksem, o şey her ne ise hayatımın merkezine kurulmak zorundaymış gibi geliyor. Aksi halde ne bekleyişim ne de beklediğim şeyin anlamlı olmayacağını düşünüyorum. Gündelik yaşamımda beklemeye konu olan ne kadar geçici durum varsa bunların bahsettiğim anlam çizgisinde bir yerleri yok. Her ne kadar bekliyor olsam da esasında bir bekleyiş değildir bunlar. Anlamı olmayan bekleyişleri ciddiye almak, zamana karşı bir ihanettir. Bu ihanetin bedelini ise aynalarda uzun yıllar boyunca yavaş yavaş seyrediyoruz. Beyhude geçti ömrümüz diyoruz. Fakat geçen geçmiştir artık. Zihnimizi gündelik, gelip geçici olanları beklemekle, bunları dert edinmekle meşgul olmamalı. Elden geldiğince ulaşılması irademizle mümkün olmayan şeyleri beklemeliyiz.


03.08.2022


Beni bulacak, yakalayacak olan beklediğim şeyin kendisidir. Beklediğime doğru gidecek, bekleyiş süresini aza indirebilecek şeyleri beklemekle vakit geçirecek biri olamadım. Bu noktada diyebileceğim şudur: Beklediğim şey bana bir şeyler yapma alanı açıyorsa, yapıp ettiklerimle beklediğime erişebileceksem, o şey benim için beklenilmeye değer bir şey olmaktan çıkmıştır. Sevdiklerimizi, otobüsleri, yemek saatlerini, ölümü, kavuşmayı… Bunlara benzer her türlü bekleyiş bizatihi onlar üzerinden bir bekleyiş değildir çünkü. Dahası vardır. Bekleyiş, bekleyişi doğurur. Sonsuzluğa doğru uzanan bir zincirin halkasıdır bu tür bekleyişler. Her biten bekleyiş ardından bir başkası kapımızı çalar.


05.08.2022


Beklemek, beni sisli diyarların bekçisi kılmalıdır. Sislerin dağılmasını arzu etmekten başka bir vazifem olmamalı. Sadece istemek, arzu etmek olmalıdır. Beklerken asla şikâyete yeltenmemeliyim. Sitem etmeye hakkım olmamalı. Çünkü şikâyete başladığım anda hayatımın merkezine aldığım beklenen artık benim için beklenilen olmaktan çıkmaya başlamıştır. Bir başka şeyin geçiş noktası haline gelmiştir. Bu durumun esasında bir kararsızlık olduğunu ya da beklediğini sandığı şeyin onun için aslında beklenilmeye değer bir şey olmadığını bilmediğinin ifadesidir. Bendeki karşılığı bakımından beklemek hiçbir şey yap(a)mama halidir. Bekliyorum çünkü onu elde edemeyeceğim. Bekliyorum çünkü beklediğim şey çabamla elde edilir bir şey değil. Bekliyorum çünkü neyi beklediğime dair hiçbir fikrim yok. Benim beklediğim şey açısından baktığımda zaten benim yapabileceklerim arasında onu elde edebilecek araçlar da var olan şeyler değildir. Kısaca, bekleyişimin sonunda elde edeceğim şeyi düşünüyor ve sabırsızlanarak şikâyete başvuruyorsam, beklediğim şeyden maksat yalnızca elde edeceğim neticedir.


-Müselman Cahit Servergil

85 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Hani; "Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!.." diyor ya üstat, böyle zaman zaman geçiyor bu beyitin bahsi, birkaç mahalleli aynı anda yutkunuyoruz ora

"İç, kalk git" konseptli mekanlarda çay içmenin verdiği mide kasıntısı, bu gibi mekanlarla bütün alakamı kesmeye yetiyor. Güzel bir dost ile tatlısı güzel bir mekana gitmiştik. Her türlü övgünün yeter