Gözcü Kulesi

Güncelleme tarihi: 8 Eki

Gökyüzü neredeyse pürüzsüz, Oysa ağlarız böyle zamanlar, Şu saatlerde gönüllü sohbet ederiz, Ayrılırken gönülsüz oluruz biraz. Verdiğin kamışlar parladı ucundan, Ciğerime değmiş gibi say kokunuz, Daha anlatayım istersen ya da, Bir gün yine göz göze geliriz. Bir mürşid, bir tövbe, bir ocak, Dizilir diz dize dev halkalar, Tamamlanır parçalarım örtünüp, Bir şarkımız geçer belki ucundan, Açılır biz bize uçsuz bucaksız, Ayna ve kederden sürünüp, Kucak dolusu kucak tarifi, Ya da kucak dolusu bir kucak. Sonra mıydı anlaşılmaz olan, Şimdinin içinde mi durur mâzî, Ayrılığın üstüne yürüdük demin, Bunlar öyle gerçek sorular ki. Sessiz, kayıtsız, çıtsız, karmaşık, Üzerinde adımız yazan zamanlar, Dengesiz ve titrek bir parçacık, İniyor uzakta kendi kuyularının, Mahir derinliklere bakan yanın, Düşünmek addedilir sükût, Kafanda parçalanma sakın. Biraz daha kalamam, Cevabı verilir şeyden geri, Birden bire ve birden biri, Bu kadar sürer mi i'lâmım, Ne yazık ki dogmaydı tarih dedikleri. Göğsüme sarkar öcü, Damdan düşen damdakini bilir mi, Bu saat yalnızca bileğimi terletmiyor, Bu bir saat olabilir mi? Düşünebilmek, düşü ne bilmek... Loş ışığın gölgesinde yürüyen karanlık, Olanlar bununla açıklanabilir mi? Kendine bile anlaşılmaz kılmak, Başka bir yerden yağan sözlerini, Zaten bir yansıma, Aslıyla gizemli değil mi? Kanmak kanamakta bazen, Iskartalar ıskalarmış beni, Güneşten örülmüş ağ su üstünde, İmtihanda yan yana beş halka, Halka hizmet hizmettir Hakk'a, Fransız müfriz ve üç kere benek, Elbette daha farklı anlaşırdık bunları, Bu diyarda Türkçe konuşulduğu zamanda. Gözlerine damlamadan gözlerim, Bakıyorum sevgiliye, Geceye kim yâren kalır, Sükût ile kim bestelenir bilir misin, Kapıdan geçmiyor dünya, İşte aradığın o veciz söyleşi, Ve işte, Bu kadar mı şairsin... Hâfî

40 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Söylenmeye varmadan, hiç oldu giderken sinemde öksüz bıraktığın çağın sinsiliğinden sakladığım sözler. Kelime vesilesi, işlenen şiir değil cinayetti bu kısası vuslat olan yüreğimi korlara atıp, atıp d

Mayhoş hisler eşliğinde, Ne olduğumu bilmeden, Bilmeden vaziyetimi, Bulduğum ne bilmeden, Bir şey seçtim. Her an bir seçenek daha, Sunuldukça açılan yol kesbetmeye, Yakına yakına, yakınına, Görmeden

Ab-ı çeşm aktı bin ahla bir katre sanıldı Asi dilde suskun bir söz ettim bin sanıldı Ahir bilmez çok gördü de teni şah sanıldı Ateşi kibrit ve odundan ötür sanıldı Ahenk yabancı nigâr yabancı ten yaba