Dost Yüzü

1.

Tahammülsüz yürümenin Eyvallah'ını bilirim.

Yedi iklimde yetmiş tufan deren kim?

Çatık kaşlarla doğmuşum ben,

Ah doğmuşum da ne iyi etmişim!

Ve sen,

Bende yeşerdiğin günkü gibi

Öyle taze ve öyle giranbaha ve sâyende mısralar güherdir.

Öyle sensin ki sen,

Her uyaklı durakta içimin şiirini emzirdin.

İlk günkü gibi

Beni hiç terk etmedin.

Yüzüm yüzüne dönükken kalbim sana,

Sırtım sana dönükken kalbim inatla sana yönelmiş.

Çatık kaşlarla bakmışım

Bakmışım da ben sana neler etmişim!

Bir çocuk niçin ağlar ki parkta?

Annesinin elinden tuttuğu o çocuk,

Niçin ağlar ki parkta?

Ben ağlamaya da tahammül yitirmişim.

Oğlunu ağlarken gören bir baba,

Oğluna kızmakta buluyor tesellisini.

Çünkü oğlunu ağlarken gören bir baba;

Çatık kaşlarına sırlıyor sevgisini.

Ben bostanlara da tahammül yitirmişim.

Çatık kaşlarla bakmışım salıncak arkadaşıma.

Bakmışım da ne iyi beklemişim!

2.

Bana sabır taşları getirdin o yamaçtan

Hani intiharı düşlerken,

Düşmekten bahsettiğin yamaçtan.

Ben o taşlardan beştaş halkası çizdim

İkimiz için.

Tahammülüm kalmamış dağlara.

Sövmüşüm inlerinde derviş esirgemeyen dağlara.

Eşkıyaların geçitlerini başıboş bıraktığı dağlara.

Toraman kahırlar yakıştırmışım önce yaması ibrişim.

Sonra hep çatık kaşlarla bakmışım mağara arkadaşıma.

Bakmışım da ne dehşetli ümitler vermişim!

Bahçene tütün ektiysem bu akşam,

Bahanesiz bir ölüm çekiyor içimiz.

Seninle karşılıklı ateş çakmak tütünlü kağıda;

Çatık kaşlarımın kıvrandığıdır.

Ama ben, yanmayan şeylere tahammül yitirmişim.

Çatık kaşlarla bakmışım yüreğinden tüten şeye.

Bakmışım da ne iyi şiirler ezberlemişim.

3.

Fıkrasını senden duyalım duyguların.

Yaşadıkça tokluk hissi eksiliyor aramızda

Hırıltıyken o fonlu sesin,

Şimdi yürek bir şiirlik ahengi aramaz da.

Senden akan burada köpürmüştür

Ben bildim ki; yarımız da birdir yaramız da.

Öyleyse bir ömürlük mektubum

Yarım kalacak;

Ta ki sen ona bir hamiş yazacaksın.

Benim yarım bıraktığımı ey Cân,

Sen tamamlayacaksın.

Bilmeden satırlara tahammül gizlemişim.

Çatık kaşlarla bakmışım

Yarım kalmış mısralara

Bakmışım da ne iyi haşiyeler neşretmişim!

Yazdıklarını yazsam,

Bunu tevrütten sayarlar.

Seni ben, beni sen sanarlar.

Ve Şair, tahammül bir enkazdır eynimde.

Ne taşmış bir cezveye,

Ne hadsiz bir cezbeye

Ne eksik bir cizyeye

Tahammülü yok şömine bellediğimin.

Naz makamındaki nazendeyi vuran ben,

Zamansız açan goncaya çatan ben,

Yalancı güneşe aldanan meyvaya sayan ben,

Kaşlarımı çatarak bakıyorum Şair'e.

Her şeye yitirdiğim tahammülü

Olanca gücüyle sana yüklemişim.

Yavrusunu emziren anne deveden

Daha büyük bir tahammülle bakmışım sana.

Hep çatık bakan kaşlarıma

Tahammül ekip de bakmışım sana.

Bakmışım da ne iyi görmezden gelmişim!

4.

Beni ırgalamaz muhîtindeki iklim.

Yaz olmuş, kış olmuş yahut zemheri.

Durduğun yerden değil,

Baktığın yöreden haberler isterim.

Yaban ellere nazar etmeye

Yok takati gözlerimin.

Gözümün üzerinde kaş var,

Bu sebep yeterli kurşunlanmaya

Çatık baktıkça gözlerim,

Göynüm meyyaldir kuş kondurmaya.

Öyleyse dahaca bizden bahsedelim.

Çünkü lafı dolandırmaya

Yok tahammülü kafeslik sözlerimin.

//Muhabbet ehline bir selam kail

Arife tebessüm ikrama geçer...

Kitaptan yeğ tutar hoşafı cahil

Tefekkür sükutla ilhama geçer.//

Bunca zaman var ki;

Okumadığın her kitaba çatık kaşlarla bakmışım.

Bakmışım da ben,

Ne iyi kalaylar çalmışım!

5.

İçim sükut peteğinden süzme tefekkür çekiyor.

Her şey bir başka yöne giderken,

Sen bana bir başka geliyorsun.

Bir selam kail,

Bir selam kaim,

Bir selam daim,

Bir selamınla Kurbanım.

Herkesin üzerine zimmet bellediğine

Sen Aleyke çekiyorsun.

Ve ben henüz çatmış değilim

Canımın çekmediğine.

Cânım, can katığı dilerken canhıraş,

Sana sıfatlar yakıştırmadım öylece.

Ben tahammülsüzlüğün Eyvallah'ını bilirim.

Tahammülüm kalmadı Eyvallah çektiğime..

Çatık kaşlarla çıkmışım bir mescitten

Çıkmışım da ne iyi avdet etmişim.

Seni seninle bırakmak nasıl gelsin işime?

Ve düşme!

Toprak atmaya yok tahammülü kollarımın.

Mürekkebin bitecek olsa,

Hokka olmaya muntazır bunca damar var.

Kaç bahadır kalmış, ardı sıra gidilesi?

Ve ben çatık kaşlarla bakmışım

O güzel koşumlu doru atlara.

Sırtında yiğit gezdiren atlara,

Terkisinde sadak taşıyan atlara.

Sağrısını kalkan eden atlara

Senin dilince konuşan atlara..

Sonra tahammül yitirmişim

Kaşlarımı çatamadığım her lahzaya.

Eğimine tahammül sırladığım

Çatık kaşlarla bakmışım sana.

Bakmışım da ne iyi vurmuşum seni.

Senin adın tahammül değil

Ki yitirmeyeyim seni.

Kendini yük bellemesin yâr bellediğim

Münhasır

60 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ey yıldızı görmek için bekleyen geceyi, Ey iki kelam edip de saymayan heceyi, Görmeyene karayı, akı, hüznü, neşeyi, Göster ki arasın yahut kendisi anlasın, Düşünmeyen akıllar düşünmekten kanasın. Yaln

Söylenmeye varmadan, hiç oldu giderken sinemde öksüz bıraktığın çağın sinsiliğinden sakladığım sözler. Kelime vesilesi, işlenen şiir değil cinayetti bu kısası vuslat olan yüreğimi korlara atıp, atıp d

Mayhoş hisler eşliğinde, Ne olduğumu bilmeden, Bilmeden vaziyetimi, Bulduğum ne bilmeden, Bir şey seçtim. Her an bir seçenek daha, Sunuldukça açılan yol kesbetmeye, Yakına yakına, yakınına, Görmeden