Bir Tabloda Şakkolmuş İki Hikâyenin Şiiri

Tesbihinde gaflet arayan adamların nefesidir


İnanmanın pîr-u pak tablosunu çizen.

Ama Chicagoda bir sergide satmak da ihanettir


Onların dilinde sanat hikayesidir solgun renklerin.

Muşamba dekor ve çapraz akisler söz konusuysa

Bitmeyen ızdıraplar artık dilindedir.

Öğle vakti bir çocuğun kaybolan yeleğinin

Bastonunda beliren musikiyle peşindedir.

Tarkovski desem, kurban desem yanan bir ev

Her delide beliren velayetin izlerini çizsem.

Çizdiğim tabloyu satsam ortasında Amerikanın

Veliliğin kıyısından bir parça satın alır mıyım.

Satsın, satalım, satılsın hikayemiz

Romancının yeni kitabı reklam panolarında belirsin.

Sıraya girelim imza kuyruğu ucu görünmesin

Gece şehri ışıklarıyla abad etsin.

Kopsun, urgan olmaya müheyya ip kopacaksa

İnceldiği yerden, kökünden şiirimiz kesilsin.

Yazılacaksa güya tarihi Türkelimizin

Bürokratların izinde evimize dönelim!

Yo, kat’a! bilsin, bilinsin nereden dirileceğinin

Farkına varsın çocuklar hikayemizin.

Şeyhler, dervişler, veliler memleketinin

Nasıl Yunusun sesine yeniden döneceğinin.


FATİH TEKİN

8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Söylenmeye varmadan, hiç oldu giderken sinemde öksüz bıraktığın çağın sinsiliğinden sakladığım sözler. Kelime vesilesi, işlenen şiir değil cinayetti bu kısası vuslat olan yüreğimi korlara atıp, atıp d

Mayhoş hisler eşliğinde, Ne olduğumu bilmeden, Bilmeden vaziyetimi, Bulduğum ne bilmeden, Bir şey seçtim. Her an bir seçenek daha, Sunuldukça açılan yol kesbetmeye, Yakına yakına, yakınına, Görmeden

Ab-ı çeşm aktı bin ahla bir katre sanıldı Asi dilde suskun bir söz ettim bin sanıldı Ahir bilmez çok gördü de teni şah sanıldı Ateşi kibrit ve odundan ötür sanıldı Ahenk yabancı nigâr yabancı ten yaba