top of page

Ân Denizi

Bir yer mi bu manzume sebepler köşesinde, Düştükçe derildim çile efsununu gizler. Bir yer hele aklın içi, ruhun tepesinde, Her zerre ki ân derler o çalkantı denizler. Bir şifreyi çözmüş gibi lîsana demirli, Bin sırra erişmiş gibi susmakla emirli, Bir hışm-ı baharım yeni yerlerde nehirli, Şâhım bu fakir gönlümü sarmış bütün izler. Her zerre ki ân derler o esrarlı denizler. Çok ağlayasım var baba burdan gidelim mi, Bir tövbeye saklandım o takdir edilir mi, Bin deste yaram var bunun esbabı elim mi, Şeyhim beni kat heybene kusrum beni izler. Her zerre ki ân derler o buhranlı denizler. Gûya dayanıp çok yolu tez kat' edecektim, Bilmem diye gezmeyecek mutlak bilecektim, Sathında kalan derdini kalbin sezecektim, Bir hüsn-ü tezatmış düşü aklın neyi gizler. Her zerre ki ân derler o hülyalı denizler. Bir görmeye dursun seni düş tutmaya sarkan, Ânsız zaman arkandan o avlanmaya kalkan, Sisten ve çamurdan gibi kıskaç katı bir kan, Sırtım yara, kalbim yama, kusrum boyu dizler, Her zerre ki ân derler o bühtanlı denizler.


Hâfî

63 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İnsanlar muhatap oldukları şeylerin onlarda meydana getirdiği tesirlerden mürekkep olarak hayatlarını devam ettirirler. Terkip edilen şeyin bünyedeki imtizacı (birleşmesi), kişinin benliğinin toplamıd

Göğsümü ne tür yere saklayayım, Senden kaçılmaz, ah, sana kaçılır... Şiire çalan bir renk gözlerimde, Kalbime bir yol da ordan açılır, Aklıma uğra, gel, kalbimi kaçır. Göğsümü ne cüretle saklayayım, S

bottom of page